İstanbul’un en özel çeşme ve sebilleri

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, farklı kültürlerden kalma tarihi eserleri günümüze kadar ulaştırmayı başardı. Her sokağı tarih kokan ünlü şehrimizin eserlerini gezerek bitirmek mümkün değil.

Bir de daha az ilgi gören çeşme ve sebiller var. Pek çok kez bu eserlerin yanından geçerken tarihin işleyişine tanıklık ettiğinin farkına bile varmayız. Bizans döneminde kullanılan sarnıçların içerisinde durgun su olması sebebiyle Osmanlı hakimiyetine geçen İstanbul’da su çalışmalarının bir sonucu olarak çeşme ve sebiller yaptırılıyor. Dönemin gelişimine uygun olarak suların evlerin içerisinde yer almasıyla çeşme ve sebillerin de işlevi azalıyor. O dönemlerden günümüze ulaşan çeşme ve sebilleri sizler için derledik…

İşte İstanbul’da tarih kokan bu çeşmeler;

Davut Paşa Çeşmesi

İstanbul’un en eski çeşmelerinden birisi olan Davut Paşa Çeşmesi, 1485 yılında yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden biri olan Davut Paşa tarafından yaptırılan klasik tipteki çeşme günümüze ulaşmayı başarıyor.

III. Ahmet Çeşmesi

18.yy sonlarına doğru klasik dönem çeşmelerinin bitmesiyle birlikte daha kabartmalı ve anıtsal çeşmeler yapılmaya başlıyor. 1729’da Damat İbrahim Paşanın önerisiyle III. Ahmet tarafından yaptırılan bu çeşme örneği Perayton adlı Bizans çeşmesinin yerine inşa edildi. Köşelerinde yer alan sebillerden halka Ramazan ayında ve özel günler de şerbetler ve içecekler dağıtılıyordu.  Topkapı Sarayının girişine yaptırılan III. Ahmet Çeşmesi, lale devrinin görkem ve süslemelerini en iyi yansıtan örneğidir. Bu yapının diğer örnekleri ise; Tophane Çeşmesi, Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi, Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesidir.

Esma Sultan Çeşmesi ve Namazgahı

III. Ahmet’in kızı Esma Sultan tarafından 1781’de yaptırılan bu çeşmenin özelliği barok üslup işlenmiş olmasıdır. Fatih’te yer alan bu çeşmenin bir diğer özelliği ise üstünde açık alanda namaz kılmak için yer bulunmasıdır. Namazgahıyla birlikte yapılan çeşmelerin en iyi örneklerindendir.

Ayasofya Şadırvanı

Sultan I. Mahmud döneminde eklenen Ayasofya Şadırvanı, İslam tarihinin en görkemli şadırvanlarından birisidir. Nuriosmaniye Cami ile gelen Batılılaşma etkisi bu şadırvanla iyice ortaya çıkıyor. Görülmesi gereken bu ihtişamlı şadırvanın Kubbe eteğinde kaside bulunuyor. Muslukların üstündeyer alan tunç şebekelerin birleşimindeki kısmın üstünde, lale şeklinde “Biz Her Şeyi Sudan Yarattık” ibaresinin yazılı olduğu alemler vardır.

 Alman Çeşmesi
 
20. yüzyıla ait bu çeşme, II. Wilhelm’in tarafından II. Abdulhamid’e dostuğunu nişanesi hediye edildi. Tamamen Almanya’da yapılan bu çeşmede Neo-Bizans üslubunun etkilerini görebiliriz. İçerisindeki mozaik döşemelerde II. Abdulhamid’in tuğrası ve II. Wilhelm’in arması yer alıyor.
  • facebook
  • googleplus
  • twitter
  • linkedin
  • linkedin
  • linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir