Edirnekapı Tarihi ve Gezilecek Yerleri

Çoğu zaman yaşadığımız, iş için gittiğimiz, gezmeye gittiğimiz semtlerin dününü yani tarihi geçmişini bilmeyiz. Dün nasıldı, bugün nasıl bir yer bunu bilmeden İstanbul gibi tarihi kentleri tam olarak kavramamız mümkün değil. İstanbul gibi kültürel mirasa sahip olan bir şehrin her semtinin geçmişi zevkle okunabilir.

İstanbul‘un Fatih ilçesinde yer alan Edirnekapı’da bugünlerde tarihi unutulmuş semtlerden birisidir.  Tarihi açıdan Bizans’tan beri önemini koruyan Edirnekapı, şehrin ilk kapılarından biri olma özelliğine sahiptir. İstanbul’a zaferle dönen İmparatorlar’dan, ticaret için gelenlere kadar herkes kente buradan giriş yapardı.

Önceleri Yunanca Pili Poliandria ve Latince Porta Poliandrium şeklinde adlandırılan bu kapı, bir başka tarihi kente Adrianupolis’e (Edirne) giden yolun başlangıcına açıldığı için Bizanslılar tarafından ‘Pili Tis Adrianupoleus’ diye anılmıştır. Fetih’ten sonra Osmanlılar bunu Edirnekapı’ya çevirmişlerdir.

1960’lardan sonra Rum nüfusun azalmasıyla Edirnekapı semti Türk-İslam semti olmuştur.

Edirnekapı’daki Tarihi Yapılar

Tekfur Sarayı

Edirnekapı’da yer alan Tekfur Sarayı’nın yapılış tarihiyle ilgili kesin bilgi olmamasına karşılık, 10-13.yy arasında inşa edildiği tahmin ediliyor. Surlara bitişik olarak yapılan Saray, İstanbul’da bulunan Blaherne Sarayı’ndan bugüne kalan tek yapıdır.

Bizans İmparatorlarının Sultanahmet’ten sonraki sarayı olarak inşa edilen bu yapı, 17.yy’da hayvanat bahçesi olarak kullanılmış, daha sonraki dönemlerde seramik ve cam ürünlerin imalathanesi olarak kullanılmıştır.

Günümüzde ise tarihi kazılar devam etmektedir.

Kariye Müzesi

Edirnekapı’da yer alan müze İstanbul’un en ilginç müzelerinden biridir. Tarihi 6. yüzyıla kadar dayanan Kariye Müzesi, Khora Kilisesi’nden müzeye çevrilmiştir.

Khora Grekçe’de ‘kırsal alan’ demektir. Osmanlı döneminde ise müze ‘şehir dışı’ anlamına gelen Karye adını alan yapı 537 yıl cami olarak kullanılmıştır. Zaman içerisinde birçok hasar gören yapının günümüze ulaşan kısmı kilise binasıdır. Dışarısı sade yapılmış olan bu eserin içerisinde resim ve mozaik sanatının en iyi örneklerini görmek mümkün. İçerisinde yer alan bu nadide süslemeler 1320’li yıllarda yapıldığı düşünülüyor.

Kefeli Mescidi veya Kefevi Camii

Kefeli Camii ya da Kefeli Mescidi (eskiden Aziz Noel Baba Katolik Kilisesi) İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan tarihi bir cami. Aslında bir Bizans kilisesi iken Osmanlı padişahı IV. Murat döneminde, Recep Paşa tarafından 1630 yılında camiye çevrilmiştir. Cami 7,22 metre genişliğinde ve 22,6 metre uzunluğundadır. Bir minaresi bulunmaktadır.

Mihrimah Sultan Camii ve Külliyesi

Kanuni Sultan Süleyman kızı Mihrimah Sultan emriyle Mimar Sinan’a yaptırılan cami 1565 yılında yapılmıştır. Edirnekapı’nın en özel yapılarından biri olan Mihrimah Sultan Camii’nin külliyesinde Medrese, türbe, hamam ve mektep yer alıyor. Camii, 1999 depreminden sonra onarım gördü.

İstanbul’un tepelerinden biri olan Edirnekapıyı süsleyen Mihrimah Sultan Cami, Mimar Sinan’ın en özel yapılarından birisidir. İç aydınlatması ve Bizans döneminden kalma sutunlarıyla dikkat çeken yapıda 204 tane pencere bulunuyor.

Bir de Mihrimah Sultan Camii ile ilgili efsanelere de değinmeden geçmeyelim. Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a aşık olup camileri ona göre tasarlaması 18.yy Fransız oryantalistlerinin uydurmalarından başka bişey değildir. 20.yy başına kadar bir Osmanlı kadınının yüzünü bir mimar değil, yüksek mevkide bulunan devlet adamları bile göremez. Bu hiçbir Osmanlı tarihçisinin kabul edebileceği bir husus değildir.

Fethiye Müzesi-Pammakaristos Kilisesi

İstanbul’daki en iyi mozaikleri görebileceğiniz yerlerden biri olan Fethiye Müzesi, 13. yy’da yapılmıştır. Hz. Meryem’e adanan bu kilisenin 14. yy’da gördüğü onarım sonrasında Hz. İsa’ya adanan ek bir bölümde eklenmiştir.

İstanbul’un fethinden sonra da kilise olarak kullanılan bu yapı, İstanbul’da en son camiye çevrilen kilise olma özelliğine sahiptir. III.Murat’ın 1595 Gürcistan ve Azerbeycan seferinden sonra bu yapı da minare, minber, mihrab eklenip camiye tevdi ediliyor ve Fethiye Camii adı veriliyor.
1955 yılında gördüğü restorasyonun ardından bir kısmı müze, bir kısmı cami olarak kalıyor.

İlginizi Çekebilir

  • facebook
  • googleplus
  • twitter
  • linkedin
  • linkedin
  • linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir