Hafta sonu adalarda kısa bir mola

İstanbullular ve İstanbul’u ziyaret edenler baharın gelmesiyle birlikte hafta sonu ailesiyle, sevdikleriyle huzur bulacak yer aramaya başladı. İstanbul’a yakın ve sessizliğinde huzur bulabileceğiniz bir tura çıkıyoruz.

İşte size bahar kaçamağının en huzurlu adreslerinden biri olan İstanbul’un adalarında (Prens Adaları) mini bir rehber hazırladık…

BÜYÜKADA

Adaların en büyüğü ve en popüleri olan Büyükada’da güne güzel bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz. İster oradaki şirin mekanları tercih edin isterseniz yanınıza alacağınız mini piknik sepetinizdekilerle…

Büyükada’yı turlamaya Aya Yorgi Kilisesi ile başlayabilirsiniz. 1751 yılında inşa edilmiş olan bu Kilise’ye ulaşmak için ciddi bir yokuşu tırmanmanız gerekiyor. Ortodokslar için iki hac noktasından biri olan kilise denizden 204 metre yükseklikte. Ancak bu efor size adanın kalabalığından sıyrılıp muhteşem manzaralarla baş başa kalma şansı veriyor.

Tarih ve kültür meraklıları için bir diğer önerimiz ise geniş kapsamıyla şaşırtan Adalar Müzesi’ni ziyaret etmeleri olacak.

SEDEF ADASI

Adeta minik ve ıssız bir cennet olan Sedef Adası’nda temiz havada yürüyüş yapabilir, fotoğraf çekebilir, mevsimi geldiğinde yüzebilirsiniz.

HEYBELİADA

Çam ormanlarıyla kaplı Heybeliada, doğayla baş başa kalabileceğiniz sakin ve muhteşem bir seçenek. Burada gezebileceğiniz Terk-i Dünya Manastırı ve Ruhban Okulu gibi ilginç yapılar bulunuyor. Adada hayatlarının bir kısmını geçirmiş İsmet İnönü ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’a adanmış iki ayrı müze de yer alıyor. Ve elbette sinagoglar, kiliseler de adanın olmazsa olmazlarından. adanın en güzel yürüyüş yolu adı üstünde çamlarla süslü olan Çam Limanı Yolu.

Heybeliada’nın lezzet mekanlarına gelirsek sabah kahvaltısı için hızlı ama leziz bir alternatif olarak Nazlıgül Börek’i sayabiliriz. Ancak daha uzun bir kahvaltı keyfi için deniz kıyısındaki restoran ve kafelerle, konaklama mekanlarının açık büfe kahvaltılarını da tercih edebilirsiniz.

BURGAZADA

Prens adalarının en küçüklerinden biri olan Burgazada, sessizliği ve huzuruyla sizi İstanbul’un çok uzaklarına taşıyor.

Yaklaşık yarım saat süren harika bir yürüyüş rotasının ardından adanın arka tarafındaki Kalpazankaya’ya ulaşacaksınız. Burası Marmara’ya kuşbakışı bakan bir tepenin üzerindeki yeşil bir bahçede kurulmuş bir kır restoranı. Deniz seviyesinde ise ufak bir plajı ve bir de kafesi yer alıyor. Burada birbirinden ilginç Rum lezzetlerini ve deniz ürünlerini tadabilirsiniz, mekanın kahvaltısı da harika. Burayı akşam yemeğine saklayıp gün batımı manzarasının tadını çıkarmak da iyi bir seçenek olabilir. Burgazada’ya gelmişken ada ile özdeşleşen Sait Faik’in yaşamını geçirdiği evi ziyaret etme şansını sakın kaçırmayın.

  • facebook
  • googleplus
  • twitter
  • linkedin
  • linkedin
  • linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.